İslamiyette Kadının Yeri

İslamiyet’te kadının yeri araştırıldı-ğında, İslamiyet, indirildiği dönemde bin bir türlü zorluklarla ve ahlaksız-lıklarla karşı karşıya olan kadını, düştüğü aciz ve berbat durumdan kurtarmış ve kadına hiçbir dinin veya ideolojinin vermediği önemi vererek kadınları hak ettikleri statüye kavuşturmuştur. Kız babası olmanın utanç verici bir olay olarak algılandığı ve bu ayıplamanın kız çocuklarını diri diri mezara gömmeye sebep olduğu bir dönemde, İslamiyet sayesinde kadın bir mal olmaktan çıkmış ve hak ettiği saygıyı ve değeri kazanmıştır. Allah Resulü veda hutbesinde kadın haklarından bahsederek İslam’da kadının yerinin ne derece önemli olduğunu vurgulamıştır. Veda hutbesinde Hz Muhammed “Kadınla-rın haklarına riayet etmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah’ın emaneti olarak aldınız. Ve onların namuslarını ve ismetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz.” şeklinde buyurarak erkeklerin eşlerine nasıl davranmaları gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca Allahu Teala, Nisa (Kadın) Suresinde kadınlar ve hakları hakkında uzun uzun bahsetmiştir. İslamiyet’te kadına verilmesi gereken değer her fırsatta vurgulan-mıştır. İslamiyet’teki kadının yeri bu kadar sabit iken bu yüzyılda İslamiyet, nedeni bilinmez ama, kadın düşmanı olarak görülmektedir. Yabancıların Müslümanlar hakkında bildikleri tek şey “çok eşlilik” tir. Müslümanların birden fazla kadına sahip olduğu ve onlara köle gibi davrandıkları imajı Gayri Müslim ülkelerde son derece yaygındır. Öyle ki günümüz Türki- yesinde de, Müslümanlığı çok iyi yaşamış ve uzun süre tüm dünya Müslümanlarının önderliğini yapmış, atalarımız olan Osmanlı imparatorluğu denince akla haremler gelmeye başladı. Artık, Osmanlı sultanlarının, gün boyu haremde eğlenen ahlaksız insanlar olduğunu düşünen çok sayıda genç var. Biz farkında olmasak da atalarımız bize kadına değer vermeyen kişiler olarak tanıtılıyor. Nekapsamlı bir karalama kampanyasıdır ki bu artık gençlerimiz dinlerini ve kültürlerini kadın hakları ihlaliyle suçlamaya başladılar. Bu konuda, affınıza sığınarak, değersiz ve belki de insan tanımına bile giremeyen bir yaratığın İslam dini ve kadının İslam’daki yeri hakkında söylediği sözler hakkında bir kaç şey söylemek istiyorum. Farkındayım Akademi Çalışma Grubu gibi seviyeli bir grubun bülteninde bu gibi birinden bahsedilmesi biraz abes. Ancak ilgili haberi okuduğumda hissettiklerimi açıklayabileceğim en iyi platformun bu bülten olduğunu düşünüyorum; ki zaten bu bültenin amacı düşünceleri-mizi arkadaşlarımızla paylaşmak ve bu sayede farklı konularda bilgi sahibi olmaktır. Yine de böyle seviyesiz bir kişiden bu bültende bahsetmek zorunluluğunu hissettiğim ve bahsettiğim için üzgünüm. Bu yaratık kim diye merak ediyorsanız; kendisi; Sibel Kekilli, ünlü almancı Türk kızı. Bu Türk kız ifadesi onu tanımlarken çok sık kullanılıyor. Ancak Müslüman terbiyeye sahip Türk milletine yakışmayan bir kişilik olduğunu hepimiz biliyoruz ve eminim bu tanım benim gibi sizleri de utandırıyor ve sinirlendiriyor. Aslında benim ve tahminimce sizlerin de bu kişilik hakkında daha objektif bir tanımımız var ama Müslüman terbiyem ve okuduğunuz bültenin seviyesi bu tanımlamayı yapmamda bana engel oluyor. Kekilli son zamanlarda oyunculuğu ile ön plana çıkmış ve aldığı ödüllerle bazı kesimlerce hatırı sayılır bir kişi haline gelmiştir. Almanya’da bir toplantıya katılan Kekilli bu toplantıda yaptığı konuşmada, Türk-Müslüman aileleri hakkında aptalca bir yorumda bulunmuş. Hafta içinde internetha-berde yayınlanan habere göre Sibel Kekilli , özellikle Türk aileleri içinde şiddet gören çoğu kadının ”Erkektir, döver” düşüncesiyle bu tür olayları gizli tuttuğunu savunarak, ”Müslü-man ailelerde şiddet kültürün bir parçası” şeklinde konuşmuş. Aile içi şiddete İslamiyet’i sebep gösteren ve sanki aile içi şiddetin yalnızca Müslümanlar tarafından yapıldığını ve bunun da Müslüman kültüründe normal olarak görüldüğünü ima eden bu sözlerin insanın sinirini bozmaması imkansız. Yukarıda da belirttiğim , Kutsal kitabımız kuran-ı Kerim’dekii kadın tanımlamaları ve kadına verilen değerle ilgili ayetler ve Allah Resulünün hadisleri, İslamiyet ile kadına uygulanan şiddetin bağdaştırı-lamayacağının en açık ve kesin delilleridir. Buna rağmen Kekilli gibi bir yaratığın İslamiyet hakkında bu gibi yorumlarda bulunabilme cesaretini hangi bilgiye ya da tecrübeye dayan-dırdığını anlamak mümkün değil. Özellikle, kadınları ve kadınlığı savunmaya çalışan bu kişiliğin, kadınları cinsel bir obje olarak gören bir sektörde çalıştığı da ortada iken. Zira Kekilli kadın hakları savunucusu tavrına bürünmüş halde kadınlara uygulanan şiddetten İslamiyet’i sorumlu tutarken, “kendisine uygula-nan şiddetin sorumlusu da mı (haşa) islamiyet?” sorusunun aklımızda canlanmaması mümkün değil. Aslında, şiddetin ve aşağılanmanın en iğrencine maruz kalmış Kekilli’nin İslamiyet’e dil uzatmasının insanı çileden çıkartmaması da mümkün değil. Kadınlığın, anneliğin simgesi olduğu İslam kültürüne, kadınlara karşı şiddetin kaynağı şeklinde suçlamalar yaparken; acaba kendisi-nin kadınlık ve anaçlılığa verdiği zarardan habersiz midir? Yazıktır ki Kültürel anlamda hiçbir değeri olmayan Kekilli ve benzeri şahsiyetler, günümüz dünyasında ödüllerle şereflendiriliyor ve kitlelere hitab etme şansı tanınıyor. Oysa ki karakterleri, değil kitlelere hitab etmek, sokakta dolaşmayı dahi hak etmeyecek kadar değersiz. Maalesef şimdilik elimizden bu ve buna benzer kişilere beddua etmekten ve kınamaktan başka bir şey gelmiyor. Allah hepsinin belasını versin. Son olarak ve yeniden, bu kadar değersiz ve gereksiz bir karakter üzerine bu denli uzun yazdığım için hepinizden tekrar özür diliyorum ve affınıza sığınıyorum. Lütfen sinirimi çıkartma bahanesiyle yazdığım bu yazıyı mazur görün. [Enes YILMAZ]

Düşüncelerinizi aktarın