301. Madde

      Son zamanlarda gündemin en önemli ve en çok tartışılan konularından biri 301.madde. Birçoğumuzun Hrant Dink cinayetine kadar bilmediği bu madde şu an kaldırılması, değiştirilmesi ya da aynen kalması yönünde sıkça tartışmaların yaşandığı bir konu. Peki, bu kadar tartışmalara yol açan 301. maddenin içeriği ne? Orijinal metnini aktarıyorum: “Türklüğü, cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni alenen aşağılayan kişi, 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Türkiye Cumhuriyeti hükümetini, devletin yargı organ-larını, askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Türklüğü aşağılama-nın yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır. Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.” Bu maddeyi kriz haline getiren ise; savcıların, hangi söz veya eylemin eleştiri kapsamında olduğunu, hangilerinin aşağılama anlamını taşıdığını belirleyerek, söz konusu maddeye göre dava açması. Yani eleştiri sınırı savcının dünya görüşüne göre oynak bir zeminde bulunuyor. Bu maddelerin değişikliği ile ilgili son zamanlarda sunulan fikirlerden biri de Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi’nin TCK’nin 301. maddesiyle ilgili değişiklik önerilerini Adalet Bakanı Cemil Çiçek ve CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a sunmasıydı.  Konseyin önerisi şöyle: 1- Eski TCK’ da ’Türklüğe hakaret’ suçlarında Adalet Bakanı’nın izniyle soruşturma açılıyordu. Bu sisteme geri dönülsün.
2- Tartışılan ’Türklük’ ifadesi yerine ’Türk Ulusu’ ifadesi kullanılsın.
3- Suçun oluşması için ’saygınlığın zedelenmesi, kamu güveninin ve barışının bozulacağı ölçüde bir eylem ağırlığının aranması’ şartları getirilsin. 4- Maddedeki, ’aşağılamak’ sözcüğü yerine ’hakaret’ sözcüğü kullanılsın. Çünkü ’aşağılamak’ sözcüğü tam hakaret karşılığı değil ve daha geniş yorumlara açık olduğundan sorun yaratıyor. 5- Mevcut maddede 6 aydan 3 yıla kadar hapis şeklinde düzenlenen cezanın alt ve üst sınırları indirilsin.

Özellikle 1. ve 4. öneri, şu ana kadar bu konuyla ilgili açılan davalardaki yaşanan sorunlarla ilgili. 1. öneride de belirtildiği gibi savcıların kendi düşünceleri doğrultusunda dava açmaları yerine Adalet Bakanlığı’nın izni doğrultusunda dava açması daha makul görünüyor. Ayrıca suç teşkil edecek olan durumların daha kesin sınırlarla çizilmesi de bu konudaki karışıklığı önleyebilir. Evet, 301. maddenin genel içeriği, tartışılan tarafları ve sunulan önerilerin bir kısmı bu şekilde. Buradan da anlaşılacağı gibi 301.madde bir süre daha günde-mimizi meşgul edeceğe benziyor

Düşüncelerinizi aktarın