Ekonomik Özgürlük

Hemen birçoğumuzun aşina olduğu bir terimdir Ekonomik Özgürlük (Economic liberalism) ya da diğer adıyla serbest ekonomi. Şuan iktisadi, siyasi ve sosyal manada gelişmiş olarak kabul edilen Anglo-Sakson dünyasının -genel anlamda batı ülkeleri olarak kabul edilir- gelişmişliğinin nedeni olarak kabul edilmektedir aynı zamanda. “Güçlü olan ayakta kalır” mantığıyla insanlardaki egoyu ve toplumlardaki sıcak ve soğuk savaşları tetikleyen Kapitalizm’in de temelini oluşturmaktadır Eko-nomik Özgürlük. Mantığı ve aklı üstün değer olarak kabul etmiş insan ideolojileri arasına, 18.yy’da İskoçyalı bir profesör olan Adam Smith tarafından eklendiği kabul edilmektedir. Smith, 18. yy’da yaşamış bir ahlak felsefesi profe-sörüdür. Ahlak profesörü olması ekonomik yorumlarını da bu yönde etkilemiştir, örneğin, Ekonomide ve doğal olaylarda bir düzen olduğunu ve bunun gözlem ve ahlâk hissi ile tespit edilebileceğini söyler. Smith, Kilisede kariyer yapmak için gittiği İngiltere’den Deist –günümüzde son haliyle Ateist- olarak dönmüş-tür. Deizm, öncelikle, ilan edilmiş tüm dinleri reddeder, aklı ise her şeyden üstün tutar, sonuçta bir Tanrı’nın varlığını kabul eder, mantığın dini doğruları öğretebile-ceği anlayışına sahip bir felsefedir. Tabi tarihte geçirdiği değişimler Deizmi, artık Tanrıyı da kabul etmeyen Ateizm haline dönüştür-müştür.Ekonomik Özgürlük yani serbest piyasa ekonomisi, piyasaya dışardan herhangi bir müdahale olmadan, piyasanın kendi kendini idare etmesi ilkesine dayanmaktadır. Yani piyasayı kendi haline bırakmayı öngör-mekte… Serbest Ekonomiyi şu şekilde örnekleyebiliriz,  bir üründe üretim eksikliği olduğunda fiyatı artar ve bu durum ortaya bir kâr marjının çıkmasını sağlayarak başkalarını bu ürünü üretmeye teşvik eder ve nihayet kıtlığa son verir. Eğer pazara çok fazla üretici girerse, üreticiler arasındaki artan rekabet ve artan arz, fiyatların üretim maliyetine düşmesini sağla-yarak, ürünün tekrar denge fiyatına ulaşmasına yol açar. Kâr oranı bu denge fiyatında sıfırlansa da mal ve hizmet üretimi için teşvikler ortadan kalkmaz çünkü bütün üre-tim masrafları, mal sahibinin işgü-cü de dâhil, üretilenin fiyatına yan-sımaktadır. Eğer fiyatlar sıfır kâr oranının altına düşerse, üreticiler piyasadan çekilmeye başlarlar. Kâr oranları sıfırın üzerinde olduğu sürece üreticiler piyasaya girmeye devam edecektir. Smith, insanların harekete geçmelerini sağlayan nedenlerin, bencil ve açgözlü olmalarından kaynaklandığına inanıyordu. Bunun olumlu sonucu olarak da serbest piyasadaki reka-betin, fiyatların aşağıda kalmasını sağlayarak halkın tamamına fayda-lı olmasını gösteriyordu. Smith’e göre bu rekabet aynı zamanda çok çeşitli mal ve hizmet üretilmesini teşvik etmekteydi. Yine de, bu durum piyasada tekelleşmenin olabileceğini göstermekte, her ne kadar Smith tekelleşmeye karşı dikkatli olunması gerektiğini söyle-se de. Aslında serbest piyasanın en önemli sorunlarından birisi bu… Bir diğer önemli mevzu, ciddi ekonomik güce sahip bir firma ya da kişi serbest olan piyasada istediği gibi at oynatabilir olması ve daha kötüsü kimsenin de – daha çok maddi gücü olan biri müstesna- bir şey diyemeyecek olması. Bu durumda şöyle bir soru akla gelebilir, bu kadar mı özgür bir ekonomi yani? Bu sorunun çözüm adresini devlet olarak işaret ediyor  Hukuki bir düzenleme olarak… yazının devavımı Bülten 6 da

Düşüncelerinizi aktarın