Teknoloji ve Çocuklar

“Ahh ah, nerde o eski günler.” Sözü her zaman bana bir klişe ve yaşlı işi gibi gelirdi, ancak son zamanlar bu sözü sık sık tekrarlar oldum. Bende mi yaşlandım acaba ? Yok yok ben yaşlanmadım ama teknoloji son yıllarda o kadar hızlı ilerliyor ki. 1980 yılında 30 yaşında olan bir insan o zaman çocukluğunun farklı olduğunu düşünüyorsa, 2007 yılında henüz 20 yaşında olan bende çocukluğumun çok farklı olduğunu düşünüyorum. Yaşlarımız farklı belki o amcayla, ama arada ki fark neredeyse eşit.

Şimdiki çocuklar içine kapanmış bir şeklide yetişiyorlar. Sokak kültüründen yoksunlar bir kere, benim çocukluğum sokaklarda ve yeşil çimenler üstünde geçti. Korkarım bundan sonraki nesil yeşil çimene oturmadan büyüyecek.

Anneler, babalar çocuğum sokaktan uzak kalsın diye; onları bilgisayar, atari, playstation başında asosyal bir hayat mahkum ettiklerinin farkında değiller mi? Çocuklarımız internet kafelerde büyümeye başladı, hayal ürünü bilgisayar kahramanlarını öldürerek yada kurtararak geçiriyorlar çocukluklarını… Oysa benim yağsız kalmış bilyalarından gıcır gıcır sesler gelen bir bisikletim vardı ve sokaktaydı arkadaşlarım. Kafamı, gözümü çok yardım, kan damladığını gördüm acıyı da hissettim, mutluluğu da … Yeşil çimenler üzerinde top oynadım, klavye tuşlarına basarak değil.

Hayatla güzel bir gülümsemeydi benim bağım bazen ise gözlerimden akan yaşlar ve bağrışmalarım vardı sokakta. Bizim teyzelerimiz vardı soğuk sular dağıtan. Kötü olduğunu biliyorum ama küfretmeyi bile orda öğrendik biz, garip çet kısaltmaları yoktu hayatımızda. Bizim çocukluğumuz hayata bağlıydı şimdikilerin ise modem kablosuna.

Hep pamuk helva tadında yazılar yazmak istemişimdir. İnşallah bunu da başaracağım zamanla. Pamuk helva tadında yazılarda buluşmak ümidiyle..

Selam ve dua ile

Düşüncelerinizi aktarın